<<Galeri

 

Resimsel Hayat Öyküsü

Suat ARIKAN,

Küçüklüğünden beri resim yapardı, ama resimden ikmale kaldı !
Şu müthiş eğitim sistemimiz onu "keşfetmişti !"

Anadoluyu karış karış gezen, babanın mecburi tayinlerinin sonunda
ailece Ankara'ya demir atıldı. Delikanlılık-gençlik yıllarının geçtiği Ankara, resimden ve hatta müzikten ikmale kalan Arıkan'ı adeta bağrına bastı. Istanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi'nde Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun atölyesine tam girmek üzereydi ki Ankara onu; Ankara Devlet Konservatuvarı'nda müzik eğitimiyle "opera şarkıcılığı" cezasına çarptırdı. Hergün bağırıp çağıran Arıkan, o yıllarda ancak senede üç-beş kez eline fırça alabildi. Resim adına bu fakirlik yılları uzun sürmedi. Sınıf atlayarak opera "sanatçısı" olup soluğu İstanbul'da aldı. Resim Heykel Müzesi'nde resim kurslarına katılmak istedi ama, bu uzun soluklu olmadı. Akademik seçimi yaparken,

-okullu ressam mı?
-okullu opera şarkıcısı mı?

tercihini konservatuvardan yana koyması ilk bakışta şaşırtıcı olmakla birlikte, bu tercih uzun vadede resimle çok daha içten ve verimli bir dialoga girmesine neden oldu. Dahası resimle müziğin karşılıklı olarak birbirini tetiklemesi bu, ya da söz konusu olan tercihe kendinden farklı bir boyut ekledi.

Resim yapmak hiç kimsenin tekelinde değildir ona gore. Evet, herkes şarkı söylemeli ama aynı zamanda resim de yapmalı. "ama benim yeteneğim yok!" diyenlere hep güler. Ona gore, karşı konulmaz bir dürtüye eşlik eden emek ve sabır gerek.

"Desen resmin temelidir !" onun da rehberi oldu. Bulduğu heryere desen yaptı. Bu; defter yoksa, bir peçete ya da tabak altı servis kağıdı, ya da konser program broşürüydü. Çizgiyi-lekeyi kabul eden her yüzey onu tahrik ediyordu adeta. Ava çıkmış bir avcıydı sanki , avını yakaladığında onu öldüren değil ölümsüzleştiren...

Arıkan, etrafında gördüğü kişileri, nesneleri değil, artık yaşanan olay ve durumları bile sanki bir resim gibi gördüğünü söyler.
Artık dünya bir resimdir ! ona gore.

Resmindeki dışavuruş tekniği hergün büyük değişim gösterse de resminin içinde, müziğin lirizmi vardır. Rossini, Donizetti, Bellini'nin melodileri vardır.

Bugün kendisini resim ve müzikten ikmale bırakan öğretmenlerini minnetle anıyor. Çünkü; onlar olmasaydı, yaşamda kendini renk ve seslerle ifade etme yönündeki tutkusu bu denli güçlü olmayacaktı.

Mehmet Ergüven

 


Suat ARIKAN,

Sanat dalları arasındaki ilişki niyet benzerliği üzerine kurulu olsa da dilsel olarak oldukça karmaşıktır. Çünkü sanat yapma kaygısı neredeyse aynı referans duyumlar üzerine kuruludur. Aktarma, anlatma, ifade etme, gösterme, yorumlama, paylaşma vb.

Bir opera sanatçısı olan Suat Arıkan'ın aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olması ve aynı zamanda resim de yapıyor olması bu bağlamda değerlendirilmelidir. Çünkü Arıkan hangi alanda sanat yapıyor ve tanınıyor olursa olsun o "gerçek" bir sanatçıdır.

Lise eğitimi sonrasında Güzel Sanatlar Akademisine gidip resim eğitimi istemesine karşın Konservatuarda şan eğitimi alan Arıkan, uzunca bir süredir aralıksız resim çalışıyor.

İlk resimleri her ressam gibi çevresindeki yakınlarının model olarak kullanıldığı desenlerden, gezip dolaştığı yerlerin peysajlarından, yakın bulduğu sanatçıların resimlerinden yapmış olduğu yarı kopyalardan oluşuyor.

Bu oluşma süreci resimlerinin, titiz bir işçilikle yapıldıkları hemen fark ediliyor. Yarı kopya resimler, mürekkep çizimi natürmortlar; Toscana, Siena peyzajları dizisi resimleri bunlardan… Ne var ki, daha sonraki çalışmalarında Arıkan’ın daha özgür bir tutum içinde olduğu görülüyor. Çizimlerde ve boya sürüşteki rahatlık, aynı zamanda sanatçının dışavurumu oluyor ve asıl yeteneği bu noktada derin bir tutkuyla birlikte beliriyor. Bakarak modelden desen çalışmaları ve Ayasofya dizisi resimleri daha özgür ve giderek yarı soyutlamacı bir tutumu gösteriyor…

Öyle görünüyor ki; Arıkan ve resimleri için yeni bir süreç başlıyor.

------------------------------------------------

Anche se tutte le disciplene artistiche derivano da intenzioni simili, il rapporto tra di loro è verbalmente complicato, perché l'ansia di realizzare l’arte è basata sulle stesse sensazioni: trasmettere, spigegare, esprimere, indicare, commentare, condividere.

Ed è proprio secondo questo criterio che bisogna considerare il fatto che Suat Arıkan, oltre ad avere intrapreso una fortunata carriera vocale, riesce a dipingere e divanta anche fotografo. Perché lui è un "vero" artista e non importa in quale disciplina artistica si stia esprimendo e in quale si sia fatto conoscere. Arıkan, diplomato in Canto, anche se voleva studiare Pittura presso l’Accademia di Belle Arti, dipinge continuativamente da lungo tempo. Come ogni pittore ha realizzato le sue prime opere utilizzando come modelli i vicini, i luoghi dove è stato e copiando i pittori famosi che egli sentiva più vicino alla sua sensibilità. Si nota subito che i suoi primi lavori sono stati realizzati con la massima attenzione e accuratezza, tra questi le copie, le nature morte ad inchiostro di china e la serie di paesaggi della Toscana e della città di Siena. Nei suoi dipinti successivi troviamo invece un’inclinazione più libera. La tranquillità dei colori e dei disegni riflette l’espressionismo dell’artista e il suo vero talento si rivela insieme ad una profonda passione. I disegni creati secondo un modello e la serie di dipinti che rappresentano Santa Sofia ci indicano un atteggiamento estramemente libero che divanta sempre più mezzo astrattivo.

A questo punto si nota che per Arıkan e per i suoi dipinti inizia un nuovo periodo.

 

Ekrem Kahraman

Ressam/Pittore